perifer günceleri 4/the last part


ve birden canına tak ediverdi her şey
neydi bu tahammülsüzlüğün nedeni rahat mı batıyordu yoksa çok fazla mı sıkıntı çekiyordu?
herkes gitsindi,kalabalıklarda boğulacak gibi oluyordu sevdiklerini bir bir 
hatta çifter çifter kaybediyordu
masumdu,masum düşünmeye çalışıyordu en çok da bundan kaybediyordu

güven duygusu elini en son nerede bıraktı hatırlamıyordu
elini tutsun istediği adam ondan bir kaç adım önde yürürken mi?
bugün özel biriyle paylaştığı şeyi ertesi gün kasabanın diğer ucundan duyduğunda mı?
beraber çekirdek çitleyip kahkahalar attığı insanlar bir anda çıkarı için onu sattığında mı?
yoksa bir tabutun kapağını açıp en sevdiğinin yüzüne dokunduğunda mı..


galiba yaşlanmıştı,dünyanın ne kadar pislik bir yer olduğunu anlayabilecek kadar yaşlanmıştı
gözleri kusurlarını gizlese de ellerindeki çizgiler eleveriyordu tüm gerçeği
hayat aslında bu turuncu ikea çiçekleri kadar güzel ama bir o kadar da plastikti


yorulmuştu,neden bu kadar yorulduğuna bir türlü anlam veremiyordu ama çok yorulmuştu
en kısacık anlara bile derin bir nefes almadan başlayamıyordu
güçlü görünüyordu belki..belki de bu maske yüzünden fevri çıkışlarına kimse anlam veremiyordu

sırtını sıvazlayıp sen yaparsın derlerken belki de içten içe iplemiyolardı
yapamasan da düşse de elinden tutmayacaklardı hoş tutsalar da izin verecek miydi?
düşmek istiyordu artık sürüm sürüm sürünmek ve yok olmak
çünkü güvenemezsen,tutunamazsan bu atmosfere;bu kara bulutlara sıkı sıkıya yapışamazsan 
yaşıyorum demenin de anlamı kalmıyordu,biliyordu..

çoğu kez herkesi,sevdiklerini incitse de bağırsa da zavallı hastaları onu çok seviyordu
ama o kendini doktor hissetmiyordu
artık nereye kime ait olduğunu bilmiyordu
gitmek istiyordu sadece gitmek..nereye kime olduğunu bilmeden
küçücük bir an mutlu olup hayaller kurmaya başlamışken 
hemen ardından o hayalleri süpürgeyle kovalayan birileri çıkıyordu
kimseyle,hiç kimseyle aynı frekansta yer alamıyordu artık

hep özlemekle geçiyordu vakti bir şeyleri
neyi özlediğini de artık bilmiyordu
ne giyeceği bembeyaz bir gelinlik
ne de istanbul sokakları artık onu heyecanlandırabiliyordu
geceleri midesinde uçuşan zalim;güve olmaktan hallice kelebekler
kalbine fazla pompalanan kan onu uyutmuyor
yalnızca avuç avuç hap içip sonsuz derin bir uykuya dalmak istiyordu

ve bugün -belki de yapabildiği tek iyi şey olan- hekimliğe bir süre veda etmeye karar verdi
aslında çok sevmişti bu dağları,tepeleri,tahta evlerde ambulans yolu gözleyen panik atak nineleri
çok değişken olmasa da yine de sevmişti hergün farklı yüzleri görmeyi
aslında dünya üzerinde kaçıp saklanabilecek en çok seçeneğin olduğu da bir yerdeydi
hani havası suyu da bereketliydi
köprüyü geçerken çok iyiydik aslında..ama olmadı be doktor olmadı..

çünkü insanoğlunun olduğu yerde umut yoktu,insanoğlu varsa zulüm de vardı
insanoğlu varsa bencillik vardı
insanoğlu varsa savaş da vardı
ve dreamer artık savaşmama kararı aldı
dreamer artık bencil değil sencil değil
3.tekil şahsın şiirinde bir dize oluvermişti
haksızlığa tahammülü yoktu karşısında durmaya da çalışmıştı
yukarda allah var gerçekten bunu yapmıştı ama düşman çok kalabalıktı
ben tek siz hepinizdi
bu hikaye de bir şekilde,biraz da uyduruk bir şekilde bitiverdi;bitmek zorundaydı..



Yorumlar

  1. selam sevgili doktor!
    yillar sonra nereden bloga girdim bilemiyorum ama sana bir selam vermek istedim!

    YanıtlaSil
  2. Cemrem!

    Yollar sonra da olsa unutulmuyor eski topraklar..sana da selam!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar