18. Gün
On sekiz gün olmuş.
Kendime verdiğim sözü tuttuğum için seviniyorum;gurur duymuyorum kendimle o kadar ama bu istikrarıma kesinlikle seviniyorum. Yine aynı pastanede bir mola saatindeyim. Garip kovboy müzikleri çalıyor neden bilmiyorum neden burda?ama içine huzur veriyor insanın zaman zaman.
Günler yine klişe şekilde ilerliyor. Dün telefonda dolandırılmaya çalıştım,bu sabah parmağımı kestim. Metrolar hep kalabalık, çok ağır bir hava bulutunda geçirdik geçtiğimiz haftayı ve bilinçlerimiz hep bulanık,hep nemli.. Çokca zorlanıyorum buaralar kelimeri bulup cümle kurmakta.Sanırım farketmeden stres yapan bilinçaltımın küçük oyunları bunlar.Yine de endişelendiriyor beni..ya o gün de böyle olursam? Ya göreve yeniden başladığımda da bildiklerim böyle siliniverirse belleğimden ve birine zarar verirsem? Bunların hepsi hüsnü kuruntu biliyorum.Yine de düşünmeden edemiyor insan.
Annem geldi.Öyle garip ki ilişkimiz öyle pamuk ipliğine bağlı ve aynı zamanda öyle güçlü ki..sadece varlığı yeterken yine de benim için kendini feda etmekten asla vazgeçmiyor.Herkes için öyle..Daima herkes için ayıracak zamanı,herkes için sarfedecek gücü,herkes için atabilecek bir kalbi var.Öyle sevgi dolu ve öyle öfkeli ki aslında dünyaya! Hayatım boyunca korktuğum şey ona benzemekti ama tam olarak birbirimize benzedik işte,ben o'na dönüştüm..Öyle çok kızıyorum ki! Yapma,kimse için kendinden fedakarlık etme benim için bile etme! demekten tüm diyaloglarımız kavgaya dönüşecek hale geliyor. Böyle telkin edip duruyorum onu ama aslında kızdığım kendim,kızdığım tıpkı onun gibi kendimi yok edip herkesi göklere yücelttiğim boktan hayatım..Ama ben yine idare ederim,koruyanım var,onunsa ne sağlığı var ne arkasında duranı..Dayımın ölümünden sonra ikimiz de çok değiştik,çok eksildik ama hiç dertleşmedik,hiç birbirimize açmadık bu konuyu. O korkunç günde, ben hastalarımı bakmaya devam ettim o da (yeni boşalttığı) bavulunu yeniden toplayıp memlekete doğru yola çıktı. Ağladık,güldük, isyan ettik, kaynadık, soğuduk. Günler,aylar geçti ama ben içimden atamıyorum bu acıyı,bu korkuyu. Çok güçlü bir kadın annem ama o kadar narin ki aslında..bir pamuk ipliği gibi şöyle beş dakika ayakta durduğunda. Hep mor halkalarla görürsünüz sabahları onu,tüm gece bugunu planlamıştır; dünyayı güzelleştirmek için herkesi mutlu etmek için koşar da koşar.Belki de böyle dayanabiliyordur,kendi de farkında hepsinin biliyorum; ama beni üzen ikimiz de birbirimize tüm sırlarımızı açabilecekken,tüm yanlışları düzeltebilecekken, tüm sevgimizi verebilecekken böyle yanyana ve kendi duvarlarımızın içinde var olmuş numarası yapmayı seçiyoruz. Onu çok seviyorum,hep tek başına zannetse de kendini "yanındayım"bilsin istiyorum ama bilmiyor. Yine güzel yemekler yapıp,buzdolabıma kışlık depo ürünler bırakıp,perdeleri yorganları yıkayıp katlayıp bana temiz bir mikroçevre sağlamayı seçiyor.Ben de sessiz kalıyorum,minnetle yaptıklarını kabul edip onu uğurluyorum..sonsuza dek yanımda tutmak siterdim oysa,sonsuza dek rahatını sağlayıp dünyada sadece kendi için yaşamasını isterdim.30 larına merdiven dayamış çocuklarını ve onların boş dertlerini değil,ağrıyan sırtını ve bugün raftan hangi romanı okumak istediğini düşünmesini isterdim.Bir gün kaybedersem onu ne yaparım bilmiyorum. Yanımda olduğu her an bunu düşünmekten kendimi alamıyorum.İkimiz de dünyanın en güçlüsü gibi ortalıkta rol yaparken en sevdiğimiz gittiğinde nasıl bir yokluğa nasıl bir boşluğa düştüğümüzü de biliyorum..keşke tüm bu korkularımızı birbirimize açabilsek.Keşke tüm bu korkuları yensek ve "seni seviyorum" diyebilsek.Onun yerne başkalarını mutlu etmeyi seçiyoruz anne,ikimiz de..
Neyse bu mola fazla uzadı,fazla duygusallaştı..hoşcakalın
Kendime verdiğim sözü tuttuğum için seviniyorum;gurur duymuyorum kendimle o kadar ama bu istikrarıma kesinlikle seviniyorum. Yine aynı pastanede bir mola saatindeyim. Garip kovboy müzikleri çalıyor neden bilmiyorum neden burda?ama içine huzur veriyor insanın zaman zaman.
Günler yine klişe şekilde ilerliyor. Dün telefonda dolandırılmaya çalıştım,bu sabah parmağımı kestim. Metrolar hep kalabalık, çok ağır bir hava bulutunda geçirdik geçtiğimiz haftayı ve bilinçlerimiz hep bulanık,hep nemli.. Çokca zorlanıyorum buaralar kelimeri bulup cümle kurmakta.Sanırım farketmeden stres yapan bilinçaltımın küçük oyunları bunlar.Yine de endişelendiriyor beni..ya o gün de böyle olursam? Ya göreve yeniden başladığımda da bildiklerim böyle siliniverirse belleğimden ve birine zarar verirsem? Bunların hepsi hüsnü kuruntu biliyorum.Yine de düşünmeden edemiyor insan.
Annem geldi.Öyle garip ki ilişkimiz öyle pamuk ipliğine bağlı ve aynı zamanda öyle güçlü ki..sadece varlığı yeterken yine de benim için kendini feda etmekten asla vazgeçmiyor.Herkes için öyle..Daima herkes için ayıracak zamanı,herkes için sarfedecek gücü,herkes için atabilecek bir kalbi var.Öyle sevgi dolu ve öyle öfkeli ki aslında dünyaya! Hayatım boyunca korktuğum şey ona benzemekti ama tam olarak birbirimize benzedik işte,ben o'na dönüştüm..Öyle çok kızıyorum ki! Yapma,kimse için kendinden fedakarlık etme benim için bile etme! demekten tüm diyaloglarımız kavgaya dönüşecek hale geliyor. Böyle telkin edip duruyorum onu ama aslında kızdığım kendim,kızdığım tıpkı onun gibi kendimi yok edip herkesi göklere yücelttiğim boktan hayatım..Ama ben yine idare ederim,koruyanım var,onunsa ne sağlığı var ne arkasında duranı..Dayımın ölümünden sonra ikimiz de çok değiştik,çok eksildik ama hiç dertleşmedik,hiç birbirimize açmadık bu konuyu. O korkunç günde, ben hastalarımı bakmaya devam ettim o da (yeni boşalttığı) bavulunu yeniden toplayıp memlekete doğru yola çıktı. Ağladık,güldük, isyan ettik, kaynadık, soğuduk. Günler,aylar geçti ama ben içimden atamıyorum bu acıyı,bu korkuyu. Çok güçlü bir kadın annem ama o kadar narin ki aslında..bir pamuk ipliği gibi şöyle beş dakika ayakta durduğunda. Hep mor halkalarla görürsünüz sabahları onu,tüm gece bugunu planlamıştır; dünyayı güzelleştirmek için herkesi mutlu etmek için koşar da koşar.Belki de böyle dayanabiliyordur,kendi de farkında hepsinin biliyorum; ama beni üzen ikimiz de birbirimize tüm sırlarımızı açabilecekken,tüm yanlışları düzeltebilecekken, tüm sevgimizi verebilecekken böyle yanyana ve kendi duvarlarımızın içinde var olmuş numarası yapmayı seçiyoruz. Onu çok seviyorum,hep tek başına zannetse de kendini "yanındayım"bilsin istiyorum ama bilmiyor. Yine güzel yemekler yapıp,buzdolabıma kışlık depo ürünler bırakıp,perdeleri yorganları yıkayıp katlayıp bana temiz bir mikroçevre sağlamayı seçiyor.Ben de sessiz kalıyorum,minnetle yaptıklarını kabul edip onu uğurluyorum..sonsuza dek yanımda tutmak siterdim oysa,sonsuza dek rahatını sağlayıp dünyada sadece kendi için yaşamasını isterdim.30 larına merdiven dayamış çocuklarını ve onların boş dertlerini değil,ağrıyan sırtını ve bugün raftan hangi romanı okumak istediğini düşünmesini isterdim.Bir gün kaybedersem onu ne yaparım bilmiyorum. Yanımda olduğu her an bunu düşünmekten kendimi alamıyorum.İkimiz de dünyanın en güçlüsü gibi ortalıkta rol yaparken en sevdiğimiz gittiğinde nasıl bir yokluğa nasıl bir boşluğa düştüğümüzü de biliyorum..keşke tüm bu korkularımızı birbirimize açabilsek.Keşke tüm bu korkuları yensek ve "seni seviyorum" diyebilsek.Onun yerne başkalarını mutlu etmeyi seçiyoruz anne,ikimiz de..
Neyse bu mola fazla uzadı,fazla duygusallaştı..hoşcakalın

Yorumlar
Yorum Gönder