yeni yazı
Yine deniz kenarındayım, İstanbul'dan çok çok uzakta saatte 13km hızla esen rüzgara karşı gri toz bulutu ve muhteşem dalga sesleri eşliğinde kumsalı yürüdüm.Şimdi dev bir semaver çayım ve kitabım eşliğinde kendimi ve hayal gücümü dinlemeye devam ediyorum. Bir de kaşarlı gözleme söyledim,böyle küçük lükslere sahip olmayı severim.
Tüm sosyal medya hesaplarını sildim.Telefona bakmak bile gelmiyor gün içinde aklıma demek böyle oluyormuş eskiden. Kendimi dinlemeyi özlemişim.Her ne kadar bu bana çok büyük acı verse de etrafımda uzun zamandır var olan o korkunç uğultuyu dinlemek yerine kendimi dinlemek herzaman daha iyi.
Evimi terk ettim.Detaylarına hiç girmek istemediğim yorucu,kırıcı,yıpratıcı ve çıldırtan bir süreçti..şimdi daha mı iyiyim? Hayır tabi ki..Ama daha huzurlu olduğum bir gerçek. Kendimi daha fazla değersiz hissettiğim hiç bir durumun içinde yer almayacağım artık. Ne zaman dönerim,dönmek ister miyim bilmiyorum. Verdiğim emeklerin karşılığını alana kadar artık sadece kendim ve huzurlu mikroçevrem olacak.
Bol bol yazıyorum bol bol yürüyorum bol bol okuyorum.Zor bi başlangıç oldu ama şuan omuzlarımda bir hafiflik var ve sanki daha güçlüyüm.Bizi güçsüz kılan içimizde tuttuğumuz şeyler ve kararsızlıklarımız.Ak ya da kara tercihler yapmaya çabalayacağım artık sonucu ne olursa olsun gri'lerden uzak duracağım.Beni güvensiz ve huzursuz hissettiren hiç bir adımı atmayacağım. Korkmaktan korkmuyorum artık yeter ki ben "ben" olabileyim!
Hoşcakalın

Bir Kim Ki Duk filmindeki karekterlerden biri gibisin...atmosfer, doğa, ruhsal acılar sonrası durağanlik ve kabulleniş...ahanda bu da müzikli videolu seysi olsun.
YanıtlaSilhttps://youtu.be/jMAd-cJErzY
Sevgili Firari öyle doğru bir tespit ki!
SilFakat evdeki sürekli ölesiye tartışan,yaşlı anne babayı ve kediyi de dahil edince biraz da Woody Allen filmi gibi oluyor..