Neredeyim?
Saat 2:34 bu satırları yazmaya başladım.Yaklaşık yirmi saattir ayaktayım. Göz altlarım simsiyah. İstanbulun bir ucundayım. Nöbetteyim. Neden buradayım? Hiçbir fikrim yok. Akşamın karanlığında iki adam geldi “sizi almaya geldik” dediler ve gittik. Neyse çok karışık oldu baştan anlatayım.
Bu sabah(dün?) yine sıfır umutla nöbete gelmiştim.Sistem biraz karışık kısaca söylemem gerekirse sürekli personellerinden birinin eksik olduğu bir nöbet shiftindeyim ve her nöbet akıbetim muallak. Neyse işte bugün bir şekilde sıkıntı olmayacak gibiydi ki akşamüstü yine tek başıma ekipsiz kaldım(doktor olduğumdan güya şef oluyorum ama ekibi olmayan bir şefim bedbahtlığı hadi biraz hayal edin)Sonra bizi yöneten kurum kısacık bir telefon konuşmasıyla akıbetimi bildirdi. Ben neden? nasıl? diye soramadan iki adam kapımda belirdi. İki ambulans personeli arkadaş,bir paramedik bir de şöför tanıştırayım; bu geceki ekibim.
Bindik ambulanslarına gece çalışacağım uzaklarda,çook uzaklardaki noktaya gidiyoruz. Derin bir sessizlik hakim. Hava zaten buz gibi. Radyo açılmıyor( ortam ciddi öyle ya ne radyosu canım) Ara ara kısa soru cevap diyalogları geliştirmeye çalışıyoruz ama öteye gidemiyor. Onların kafasında soru işaretleri,benim kafamda deli sorular. Uzun bir yolculuğun ardından noktaya varıyoruz. Allahım sokaklarda in cin top oynuyor. Bizi burda kesseler kimin haberi olacak? Şu kameralar kimş koruyacak?!
Adamlar değişmeye başlıyorlar,elimdeki yastık yorgan allah ne verdiyse yola çıkarken aldığım paketlerimi taşıyorlar. Hiç konuşmayan şöför portakal soyup ikram ediyor bana. Gözümün içine bakıyorlar bir şey ister miyim diye? Düşünsene şu dımdızlak çömez halimle yılların adamlarının şefi oluverdim ne yapacağız hakikaten? Bi beş on dakika geçip herkes “yok ya zarar gelmez bundan” moduna geçtikten sonra beraber tv izleyip muhabbet etmeye başlıyoruz kırk yıllık ahbaplar gibi. Koca koca adamlar saolsunlar nasıl saygılılar. Ben de sanki birer aile büyüğümmüşler gibi ortak konular bulup sohbet etmeye çalışıyorum. Sürekli sağlık sisteminden filan konuşup birbirimizi sıkmıyoruz yani karşılıklı incelikler,küçük nükteler filan.. Sonra herkes odalarına çekiliyor vaka çıkana kadar herkes serbest. Koca koca adamlar paldır küldür yürüyüp kapı çarpacakları yerde çıt çıkarmıyorlar belli ki rahatsız olurum diye. Ortamdaki tek kadınım diye nasıl bana rahatsızlık vermeden ama aşırıya da kaçmadan bu geceyi atlatırız peşinde hepsi. E ama herkes aşırının da aşırısına kaçıyor! Yahu benim evde babamla böyle karşılıklı oturmuşluğum yok.
Ne yaptımsa olmuyor bi lambayı açıyorum bi kapıyorum bi telefonu elime alıyorum bi geri bırakıyorum. Saatler geçti sabah olmuyor bir türlü ama vaka da çıkmıyor ne hikmetse(benim gibi bir uğursuza rağmen). Sağa dönüyorum sola dönüyorum gözümü kırpmıyorum. O kadar da rahat bir odadayım ama yok uyku tutmuyor. Hiç bilmediğim yer diyorum kimbilir ne cins cins vakalar çıkacak ne yapacağım ya bocalarsam?! E çıkmadı işte! Diyorum vakit nasıl geçicek burda tanımadığım insanlarla?! E sabaha bir şey kalmadı işte sohbet muhabbet 2 olmuş saat! Sonra nedendir gülümsemeye başlıyorum yattığım yerde hatta kahkaha atıyorum sessizce. Yav gördün mü başımıza gelenleri sevgili duvarım? Niye uyuyamadığına şaşırıyorsun ki şapşal böyle absürd bir durumda nasıl uyunur?! Ancak algılıyor beyin her şeyi..belki dedim bunları bi kenara yazarsam sadece algılamaz kabullenmeye de başlar. Sabah ola hayrola demişler. Gece korkunç da bitebilir. Belki bi manyak tarafından saldırıya uğrar gözümü hastanede açarım belki de hiçbir şey olmaz sabah yine aynı adamların ambulansıyla evimin yolunu tutarım. Hayat birçok gariplikle dolu sevgili dostlar ve insanoğlunun olaylara adaptasyon mekanizmasını yemin ederim ne evrim kuramı ne de başka bir şey açıklayabilir. Her şeye ragmen sağlık çalışanı olduğum için mutluyum. Çoğu zaman zor olsa da,beraber veya uğruna çalıştığın insanlar seni bezdirse de bazen böyle ufak tatlı ayrıntılar karşına çıkabiliyor. Kim bilir belki de her birimizi böyle küçücük detaylar bağlıyor hayata..
Bir adet dreamer incir çekirdeğini dolduramayan maceralarla dolu bir nöbetinden daha bildirdi.
Sağlıcakla kalın.

sait faik tadında bir hikaye olmuş :)
YanıtlaSilbi de a young doctor's notebook var izledin mi? mini bir dizi. tavsiye ederim. bu tarz olayların anlatıldığı harry potter'ımızın başrollerinde oynadığı sevimli bir dizi.
*bu saatte nereden geldiyse
YanıtlaSilSelam! O dizi çok uzun zamandır listemde bir türlü oturup başlayamadım bu sefer son olsun o zaman;)
Her seferinde farklı bir yerde mi nöbet tutuyorsunuz; tam anlayamadım ilk defa blogunuza geldiğimden. :)
YanıtlaSilAh canım Dreamer, senden notlar okumak öyle rahatlatıyor ki içimi, keşke daha sık haberdar etsen beni..ulaşabilsem sana.
YanıtlaSilHuzurlu kolay bir hayat diliyorum sana..
@recep hilmi tufan
YanıtlaSilmerhabalar hoşgeldiniz! aslınd nöbet yerimiz sabit ancak bazen personel eksiklikleri,izne ayrılanlar,rapor alanlar olabiliyor o zaman da stratejik olarak en mühim olan noktalara elde olan personeller dağıtılıyor:) yani aslında çok karışık sistem ben de tam adapte oldum sayılmaz ama en kolay bu şekilde açıklayabilirim size:)
*Sevgili Zeynep fırsat buldukça bloga yazmaya çalışıyorum.Uzun zaman cevaplanmayan mailler ne yazık ki modumu düşürdüğünden artık sadece buradan iletişim kuruyorum blog dostlarıyla. tüm güzel dileklerin için çook teşekkür ederim.
YanıtlaSil