backpacker paradox

merhabalar..

bir haftalık zombilik deneyiminden sonra yeniden hayata devam edebilmek güzel!

tam 24 saattir sıfır uykuyla duruyorum..

sabahlara kadar soru çözmeler, ders notunu on defa baştan dönüp yine de bişe anlamamalar, bi bardak sıcak suya iki paket poşet çay atmalar, çeşitli mide bulantısı-kaşıntı-deri döküntüsü-lenfadenopati-bunalım-diyare-glomerulonefrit şeklinde seyreden değişken semptomlar(bkz. şöyle bi şey de var), çeşitli ilaç isimlerini akla hayale gelmeyecek bir tasvir sanatıyla ezberlemeye çalışmalar, kütüphanelerde çürüyen boyun ve bacak kaslarım,  kampüste sonbaharın tadını çıkarabilmek için yalandan yolu uzatmalar; bir yandan bu tip dünyevi meselelerle uğraşır iken diğer yandan her köşe başı karşıma çıkan darknight'ı ignore etme çabaları..neyse ki bitti!

Bugün erkenden  bitti sınav ve çok şükür kurtarıcı bir not aldım,sanırım bunda evrenin dört bir yanından göğe benim için yükselen duaların etkisi mevcut:) sonra arkadaşlarla rutin AVM ziyaretimizi yaptık, sonra fal bile baktı arkadaş bana! Hiç bi şekilde inanmam fallara ama bu seferki çok cazip geldi ne yalan..yine kapkaranlık bi faldı ve sonunda gelin çiçeği vardı; nam-ı diğer "gerçek" beyaz atlı prensim de benden uzakta bi şehirde yaşıyomuş, uzun boylu ve kumralmış(böyle fenotipik ayrıntılar bile görülüyo falda inanırmısınz!) bir de sırt çantasıyla geziyomuş!! Ay nası sevindim tam aradığım evliya çelebi tipi =P öyle işte bugün de şamata geçti,bi şekilde sınav da bitti.. bitti bitmesine de bendeki "non-sense" semptomlar bir türlü geçmek bilmiyor yorgunluktan ölüyorum ama u-yu-ya-mı-yo-rum! Nedenini biliyorum aslında: İstanbul=)

Ya insan sınav esnasında bile uçakta yanıma hangi kitabı alsam, hangi renk kadıköye daha çok uyar; kırmızıyı mı giysem siyahı mı diye düşünebilir mi??! resmen heyecanlanıyorum, içim kıpır kıpır oluyo! Sanki yıllar sonra eski sevgiliyle buluşursunuz da ona aradan geçen yıllar boyunca nasıl da güzelleştiğinizi, nasıl da kariyer yaptığınızı, sizi kaybettiği için nasıl da pişman olması gerektiğini hatırlatmak istiyormuşcasına heyecanlanırsınız ya; işte ben de aynen böyle oluyorum söz konusu İstanbul ise-ki eski değil hali hazırda bi sevgilim bile yok- =)



Yanıma bi adet şemsiye,sırt çantam,ipodum,kameram  ve orhan veli dışında bir şey almıyorum..spontane yaşamın tadını çıkarmak istiyorum biraz. Hava şartları tek endişem, burda tam iki gündür aralıksız yağış var ve cadde hayatı felç maalesef..yağmuru deli gibi seviyorum ama en azından yürüyüşe imkan tanıyacak şiddette olsun zira yırtık converse ile insan çok hazetmiyo şappıdı şuppidi:)) Bir de kara kaplı defterimi alıyorum yanıma; malum ezelden alzeihmerlı olduğumdan ne yaptığımı ettiğimi yazıcam bi kenara mutlaka! Bu sefer kameramı çaldırmıcam söz, en azından her gün bilgisayara atıcam çektiklerimi:))

Odam hala dağınık,çantam hala hazır değil,ben hala uyumadım ve uçağım sabah! Ama mutluyum ki:)) Hele de yurttaki kızların yarınki dersleri için hazırlıklar yaptıklarını gördükçe nası mest oluyorum allahım =D

gelelim dr.eamer hakkında dedikodu bölümümüze: kim söylemiş beni kırmızı tişörtlüye vurulmuşum diye? kim görmüş ama kim:)) yaa şaka tabi ki nothing emotional! sadece bu ara çok yalnızlık ve sevgi ihtiyacı çekiyorum..kedi canımı benim sevilmek istiyorum yeter yaa!!biri böyle kemiklerimi acıtana dek sarılsın istiyorum bana..



annem burdaydı bir kaç gündür, sarıldı tabi ama o hissiyatı alamadım(: Kırmızı başlıksız kahramanımızın bana iyi davranmak, günlük öğrencilik sendromlarımla ilgilenmek dışında[ki normalde arkadaşlar böyle olmalı] konuyla alakası bile yok aslında..ama o hep yalnızımsı, hep bişeler anlatmak istiyo kimse dinlemiyo filan, çok uzun ve çok zayıf bi de böyle kocaman da kolları var işte sarmalık^^ bi de üç gün boyunca hep onunlayken, darkknight da etrafta bi yerlerdeydi ve sanki biraz bozulmuş gibi geldi bana aman ne üzüldüm(!)

neyse çok çenem düştü, özlemişim duvarımı ..sanırım bir müddet post giremem hem arkadaşın evinde internet yok hem de zaten kısacık bir süreç internetlerde harcayamam bu kıymetli zamanı! döndüğümde mutlaka yazıcam, bakalım ne sürprizler çıkarıcak İstanbul karşıma? sırt çantalıyla karşılaşırım belki vapurda..

kendinize iyi bakın görüşmek dileğiyle..


Yorumlar

  1. hadi ıyi gezinmeler. :) ne çıktıysa falın o olsun halin. Bi yerlerde bi çantalı gördüğünde aklından neler gececegini merak ediyorum şimdiden. :) ıstanbul a selam.

    YanıtlaSil
  2. bakalım İstanbul'da karşılaşacak mısın? ciddi merak ettim. ayrıca sınavın içinde tebrikler!! benim de yarın var bir tane.. gerginim.. sana istanbul'da bana da sınavımda başarılar. :)) ben finallerde uykusuzluğa baya dayanıyorum. sonra sınavda kafam masanın üzerine düşüyor, ya da eve dönerken metrobüste uyuyakalmış şekilde buluyorum kendimi. :D

    YanıtlaSil
  3. *Fd

    ilettim selamını..

    sırt çantalı fobisi/hobisi oluştu valla çok komik haller yaşanıyo:))

    *haplo

    mrb Haplo, dün tüm gün Kadıköy-Moda sokaklarını sahillerini arşınladım.Etrafta her şeyin fotoğrafını çekip yüzünde salak bi gülümsemeyle dolaşan kırmızı ceketli sırt çantalı bi kız gördüysen o bendim işte:))

    off..Moda'ya yeniden öldüm,bittim yarın yine geçicem karşıya dayanamıyorum!

    sen hangi semttesin bu arada genelde? çok alakasız daldan dala yürüyorum(bugün mesela sarıyerden bi vurduk yola istinye'ye kadar tabanlarımız parçalanana değin yürüdük) yani bir yerlerde karşılaşma ihtimalimiz yüksek:D bi de sana özendim; arkadaşa arkadan sırt çantalı ve pet şişeli bi pozumu çektirdim "http://s1119.photobucket.com/albums/k626/doctordreamer/?action=view&current=05102011361.jpg" :))

    neyse ayrıntılar gezim bittikten sonra

    coming soon..

    herkese sevgiler saygılar:))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar