vee dr.eamer uykusundan uyanır!

merhabalar..

burayı çok özlemişim! Bu gecelik beni affedin; yine defterimden kopya çekicem ve kısaca altı buçuk günlük İstanbul maceramı özetlicem..


*şu an Sabiha Gökçen'den kalkışa geçmek üzereyiz.Pencere yanındaki koltuğumdan net bi şekilde gördüğüm kadarıyla dışarıda deli gibi bir yağmur var.Yavaş yavaş uçağın motoru çalışmaya başlıyor ve kanattaki pervaneler savuruyo hızla inen yağmur damlalarını.Kabinde yalnızca bir kaç loş ışık yanıyo ve pistteki mavi-yeşil-kırmızı ışıkları takip ederek ben de sessizce veda ediyorum İstanbul'a..

O kadar bitkinim ki ne kalemimi düzgün tutmaya ne de yan koltuktaki meraklı bayandan defterimi gizlemeye mecalim var..zaten muhtemelen o da bu satırları okuyup kafasını çevirir başka bir yöne.

Zor bir akşam gerçekten..sonbahar depresyonu ve İstanbul'a veda hızlı bir şekilde hissettiriyo kendini damarlarımda.Uçağımı kaçırmasaydım iyi olucaktı; maddi&manevi ekstra bir üzüntü daha bindi kambur sırtıma!

Şimdi bilmem kaç bin feet yükseklikteymişiz kaptan pilotumuzun dediğine göre; benimse tek farkedebildiğim artık minicik olmuş, adeta ışıktan demiryollarını andıran şehr-i istanbul ve korkunç bilim kurgu filmlerinde görmeye alışık olduğumuz-uçağın kanadının arkasında- acımasızca çakan şimşekler!Bulutlar da gayet net seçilebiliyorlar, hepsi gri-lacivert arası bir soluklukta.Gece uçakla yolculuk yapmak gerçekten çok farklı bi deneyim..

Pegasus Airlines istediğin kadar uçuş talimatlarını o şeker mi şeker ufaklıkların hostes kostümü giymiş bi şekilde çektiği vidyo ile bize izlet; istersen menün alabildiğine sonradan gourme olsun; istersen de dergilerinde en sevdiğim şehirlerden bahset..artık benim için bittin, hiç uğraşma boşuna..[15 dakikam vardı daha insafsızlar!]

ya yıldızlar nasıl bu kadar yakın, bulutlar nasıl bu kadar pofuduk gözükebilir??Hani pencere açılabilir olsaydı neredeyse atlayıp test edicem :)

Neyse birazcık da farklı şeylerden bahsedelim sevgili blogger dostları: malum bu yazı bir giriş niteliğinde olucak dr.eamer'ın altı buçuk günlük programı için.En geç haftasonu ayrıntılı bir yazı hazırlamayı düşünüyorum; hem günlük hem de turistik bir tadı olucak yazdıklarımın.Turistik derken sakın ha öyle turlarda gördüğünüz gibi bol bol ayasofyalı,sultanahmetli, Turkish Delight tadında bir şey beklemeyin! Bu tanıtım yazılarına kısaca "dr.eamer gözüyle bambaşka bir asitane" diyelim ;)

Orada olduğum bu kısacık zaman diliminde halet-i ruhiyelerin yüz bin türlüsünü yaşadım.Hepsi birbirinden farklı, hepsinin yeri apayrıydı! Kısaca size şu kadar söyleyebilirim ki "hala dimdik ayakta duran, hala capcanlı fıkır fıkır olan bu muhteşem şehir gerçekten tanrının bize bir lutfu!İçinde yaşama imkanı bulanlar da benim gibi kısa aralıklarla da olsa ziyarete gidebilenler de gerçekten çok şanslı! ve İstanbul en güzel sonbaharda.."

Sakın bana şimdi yok trafikti, yok piyasaydı kötü yanlarını saymaya kalkışmayın kürekle vururum o kemçük ağızlarınıza=P

Zira ben hemen hemen her kötü yanını gördüm bu şehrin.Mesela geçen gelişimde kapkaç kurbanı oldum, bu sefer de o meşhur "trafik" illetiyle tanışmış oldum; bunlar dışındaki tüm musibetler de dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir zamanda başınıza gelebilir şehre kabahat bulmayalım. Peki bu yaşadıklarıma rağmen bir nebze olsun pişman mıyım? elbette HAYIR! Çünkü başımıza gelen her şeyden bizler sorumluyuz; biz nalet olası insanoğlu!

Kalabalığın içinde huzurlu hissetmemizi sağlayan da, her an başımıza bir iş geliceği mantığıyla tedirgin olan da, otobüste kalkıp yer veren de, Taksim'de taciz eden de, gece gece tezgahı toplarken iki koca iceberg marulu ve yarım kilo domatesi sadece 1buçuk liraya satan da, otobüse binerken sıranızı aldığını zannedip "excuses moi" diyerek kenara çekilen de hep biziz!

Artısıyla eksisiyle yaşamı yaşam kılan bizleriz..ve kesinlikle ama kesinlikle İstanbul'un artıları dünyadaki tüm eksileri göz ardı etmeye yeter!

Ah bu kadar uzatmak bile çok az gelir bu dünya içindeki küçük dünyayı anlatmaya artık bitiriyorum!

Peki başka neler yaptım? Küçük bütçemle ufak da olsa bir şeyler almaya çalıştım, sevdiğim bir kaç kişi için.Hepsi çok küçük şeyler belki ama onların beğeniceğinden kuşkum yok:) Yollara bu kadar para dökmek zorunda kalmasaydım daha neler alırdım neler..

Bir de dark knight için çok güzel bir hediye aldım; aslında kendim o kadar çok beğendim ki o'na hediye etmeyebilirim bile:)) Şimdi "neden durup dururken seni bu kadar üzen birine böyle bir jest yaptın ki?!" dediğinizi duyar gibiyim; haklısınız..ama son günlerde ikimiz arasında yolunda giden bir kaç şey oldu.Aslında benim cephede değişen bir şey yok ama sanırım zat-ı alleri değişmeye başladı hem de baya baya! Mesela artık telefonla mesajlaşıyoruz {bu o'nun adına öyle büyük bi adım ki sizler hayal bile edemezsiniz=)}Herkes yaptığı hatalardan ders aldı ve tekrar etmemek adına büyük çaba sarfediyo..Bu aslında çok ironik bi durum; yani o kadar kısa sürede o kadar çok şey yaşadık ki şimdiki halimiz sanki çoktan olup bitmiş bir ilişkinin dvd-player'da geriye doğru izlenmesi gibi..kesinlikle yeni bir başlangıçla alakası yok! Kalbimi çok kaptırmamaya çalışmakla birlikte her şeyin iyiyiye gitmesini dilemekten de kendimi alamıyorum.. Neyse nerde kalmıştık? evet O'na hediye aldım ama öyle hemen ilk karşılaştığımızda alamıcak bu hediyeyi en azından doğum gününe kadar bekleticem(yaklaşık iki ay var) Eğer o zamana kadar kara şovalye olmaktan vazgeçer, kalbimi bir kez daha kırmadan iyi biri olmaya başlar; kısacası hediyeyi "hakedicek" kıvama gelirse buradan size söz veriyorum bizzat  kendi ellerimle ve yüzümde kocaman bi gülümsemeyle vericem o hediyeyi =)
[böyle yazınca çok acımasız, bencil biri gibi görünüyorum biliyorum ama inanın o'nun yaptıkları karşısında ben rahibe teresa kalırım!]

Şimdi uçağımız rota değiştirdi, hava koşulları da sağolsun tangır tungur dolmuş tadında bir uçuş gerçekleştiriyoruz(!) Biraz önce de memleketime teğet geçtik, ahh evime bu kadar yakın olup da gidememek..

neyse neyse "her şey güzel olacak" positive dr.eamer mode on=)

Çok yakında fotoğraflar ve yazılarımla yeniden burda olmaya çalışıcam..o zamana dek kendinize iyi bakın *




Yorumlar

  1. sen gittin diye bütün şehir ağladı hatta ben bile :((

    YanıtlaSil
  2. @eelif

    :)) İstanbul'da bu hava niye böyle diye merak ediyordum ben de..

    Dr.eamer, yazılarını merakla bekliyorum ve fotoğraflarını da.. Darkknigt'a gelince, ehh mesajlaşmaktan fazlası lazım sanırım. :) ama iyi gitmesine sevindim. :)

    YanıtlaSil
  3. http://www.kaanhan.com/resimler/amelia.gif

    bunu görünce aklıma sen geldin hemen.

    YanıtlaSil
  4. Kürekle vur ağzımın üstüne durma hadi. Hadi durma. O değilde şu hediye. İstanbuldayken ben de aldım. Almadı. İçimde kaldı o. üzüldÜM. öYşe işte.

    YanıtlaSil
  5. *eelif
    ben de ağladım gizli gizli sabiha gökçenin arka sokaklarında

    *haplo

    bayıldım buna! beni iyi tanıyosun;)

    *Fd

    ben de üzüldüm şimdi senin adına..bu seferlik kürekleri kaldırdım ;)

    YanıtlaSil
  6. @haplo
    gece çok ağlamışım gözyaşı kalmadı gün boyu da yağmur yağmadı
    ayrıca ben de bayıldım cidden dr.eamer ı tanır olmuşsun.

    @Fd
    hediyeyi haketmeyen üzülsün boşver yaw

    YanıtlaSil
  7. Amelie'yi ara sıra izlerim.. özellikle ders çalışırken beni mutlu ediyor. ve artık hep Dr.eamer gelicek aklıma bu filmi her izlediğimde.. :)

    YanıtlaSil
  8. Woaw, kendi ucak yazilarimi paylasmamin zamani gelmis ve dahasi seni cok ozlemisim!

    Sevgiler Dr.eamer'im.

    Luna.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar