a piece of peace

merhaba sadık duvarım! merhabalar..

her yeni gün yeni bir gerçeği keşfedersiniz kendinizle ilgili;her yeni gün yeni bir hayat dersidir işlediğiniz.

hızlandırılmış bir film şeridi gibi geçen bu beş gün;kendimle ilgili çıktığım uzun yolculukta durakladığım küçük bi istasyondu aslında.Önümde hala çok uzun bir yol var biliyorum;ama inanın bana şimdiye dek katettiğim kısmı da gayet uzun ve yorucuydu..

bu kez size küçük çaplı sosyolojik gözlemlerim sonucunda;üzerimde bıraktıkları büyük etkilerle hayatıma yön vermemde kilit taşı olan iki insandan bahsedicem: özellikle bu hafta onlardan çok fazla şey öğrendim.

üç sene evvel buraya gelmeden önce;ben de herkes gibi kendi kanatlarıyla yuvadan keşfedilmemiş diyarlara uçmak isteyen küçük mavi bi kuştum.Herkesin sebepleri kendine;benim de haklı milyonlarca sebebim vardı..nihayetinde yerleştirme sonuçlarım geldi ve gurbete doğru giden o heyecanlı bekleyiş başladı.Bu tip durumlarda gidilecek şehirde mutlaka ya falancanın tanıdığı oturuyodur ya da filanca akrabanızın kızı gelin gitmiştir vesaire..ben de bu tip avantajlar açısından oldukça şanslıydım ve annemin dört bir yana yaptığı anonslar sonrasında yola çıktık.Herzaman hiç tanımadığım insanlardansa az çok tanıdıklarımla aradaki açığı kapatmayı tercih ederim ama gelin görün ki hayat sizin tuttuğunuz direksiyonu hiç de kaale almaz..ilk durağımız hiç ama hiç tanımadığım bi akrabamızdı.

tanrının mucizelerini haketmeyecek kadar nankör ve kötü niyetli bir yüzyılda yaşadığımızı düşünmeme rağmen bir mucize oldu(başka bi açıklama bulamıyorum zira) ve ben bu iki güzel insana misafir oldum yeni bir hayata kayıt yaptırdığım o sıcak yaz günü..

yakın akrabamız olmalarına rağmen haklarında bildiğim her şey yirmi yıl öncesine ait bir düğün fotoğrafından ibaretti.Bu fotoğrafta biri 16 diğeri de 17-18 yaşlarında olan;şaşkın ama mutlu bi çift göze çarpmaktaydı.


Bu iki insan bırakın beni tanımayı annemle bile en az yirmi sene evvel görüşmüşlerdi. Bunca zamana ve aradaki iletişim kopukluğuna rağmen;sırf kan bağı hatrına ufacık ama hansel&gretel'in şeker kaplı sahte evinden çok daha gerçek çok daha şeker evlerinin kapısını sonuna dek açtılar bana..ikisini de yıllar yıpratamamıştı;fotoğraftakinden hiç farkları yoktu ve hala mutlulukla gözleri parlıyodu.Sadece bir gece sürdü onlara yabancı kalmak;ertesi sabah kahvaltıda çoktan benim Marilla & Matthew Cuthbert'im olmuşlardı!
çocukları yoktu;hiç olmamıştı,hiç sorgulamamışlardı.Birbirlerine fazlasıyla yetiyor,hayatlarına devam ediyorlardı.Yıllar sonra karşılarına çıkan koca bebek ben onların yeni heyecanı;onlarsa benim sığındığım yeni huzur kaynağı olmuşlardı.Üç yıl içinde onlar benimle anne baba oldu,ben de onlarla büyüdüm..

söz verdiğim saatten beş dakika geç gitsem hemen aranıyor;arkadaşlarla bahar şenliğine gideceğimi söylesem hemen endişeleniliyor;derslerden bunalıp yüzüm düştüğünde hemen teselli ediliyor;bi hafta uğramasam hemen özleniyordum..akşam yemeği,kahvaltı,hatta çay saati bile bir dakika şaşmazdı bu evde.Tam bir monoton yaşam(!) yine de özgürlüğüne bu kadar düşkün ben;her fırsatta olduğu ortamdan uzaklaşmanın yollarını arayan ben,kulaklıklarını taktığında kulağındaki sesten başka hiçbir tanıdık yüz istemeyen ben neden koşa koşa gittim hep yanlarına?? neden bu kadar kısa süreli elime geçen tüm özgürlükleri hızla tükettim onların yanında? 

cevap o kapıdan girdikten sonra üzerime giydirilen huzurdu.. o şeker evden içeri ne zaman adımımı atsam;bir anda tüm kötülükler,tüm acılar,tüm umutsuzluklar ve hayal kırıklıkları dış kapının ardında kaldı.. yirmi bir yıllık hayatımda ilk kez huzur ve aşkı bir arada gördüm! Birbirlerinin gözlerinin içine bakarak konuşan;hala birbirlerine küçük şakalar yapmaktan geri kalmayan yılların yıpratamadığı,güçlenmesine mani olamadığı bi aşk..iki eli kanda olsa yine de kocasına kapıyı gülümseyerek açan bi kadın ve tüm katı dış görünümüne rağmen pat diye elinde çiçeklerle kapıya gelebilen bi adam..başını omzuna yasladığında onun kalbinin hala attığını hissetmekten başka bir şey düşünmemekten daha güzeli varmı ki hayatta?bu hafta onlar akşam yemeğinde yine birbirlerine gülümseyerek bi şeyler anlatırken;farkettim ki boşa yoruyordum zihnimi yıllardır,boşuna arıyordum kim,ne olduğunu bilmeden..

özgürlük değildi ki ihtiyacım olan;aşk da değildi ayaklarımı yerden kesip beni ütopik bi dünyaya taşıyan,huzurdu..güvendi..düştüğümde beni tutabilecek bi eldi.."simplicity" kelimenin tam anlamıyla! o ikisi birbirini hiç tanımıyordu evlendiklerinde;yazdan yaza görüşen iki kuzendiler sadece,aileleri onlar adına bu büyük kararı aldıklarında ikisi de çocuklardı belki de..ama birlikte büyümüşlerdi;birlikte öğrenmişlerdi fedakarlığı,sadakati,güvenmeyi,aşkı..sahi aşk hiç de öyle filmlerdeki romanlardaki gibi "bir anda" olan,havada kalplerin uçuştuğu pembe bi toz bulutu değildi;iki aynı insan gerekmiyodu aşk için;iki farklı madenin birbiri içinde erimesi yeterliydi.

bir olabilmek için ikiden vazgeçmekti aşk,çoğunda gözü olmamak,tekilliğin zarafetiyle sarhoş olmaktı..işte benim kafamda kurduğum tüm tanımlar böyle değişti onları gün be gün izlerken..benim için bir mucize olma özelliğini hala koruyor bu iki güzel insan..ve hayatta insanın başına kaç kez mucizeler denk gelir bilinmez..tek bildiğim şuan onların yanında olmak bile huzur veriyo bana; daha fazlasına ihtiyacım yok şimdilik..

huzur demişken bugün dark knightla da gayet sağlıklı bi iletişim kurabildik uzun zaman sonra.Onun da artık gerginliğinden arınmış olduğunu görmek;iki iyi dost gibi yeniden konuşabilmek,gülebilmek huzur vericiydi..hatta haftaya beni tiyatroya bile davet etti;kendi hayatımdan ve yaptığım hatalardan hiç hoşnut olmadığım şu günlerde farklı bi hayatı seyretmek güzel olucak..

evet,hatalar ve bedelleri..bu hafta attığım bir çok yanlış adımın bedelini ödemek zorunda kaldım ve daha kötüsü karşı tarafa da ödettim sanırım..ama hatanın neresinden dönülse kardır demiş atalarımız,ben de en azından bununla avutuyorum kendimi..


daha önce de yazmıştım "timing is everything" hiç bir art niyetim yoktu,çok çok ilerisini zaten hayal bile etmemiştim,sadece kısa bi süre için yeniliğin iyi gelebileceğine kuvvetlice inandım;ama yenilik için zamanlama kesinlikle çok kötüydü,daha kendi enkazımı ortalıktan kaldıramamışken başkasının enkazının üzerine çarpık çurpuk direkleri dikmeye çalışmanın hiç kimseye yararı olmayacak,tam tersine daha çok insanın hayatını da tehlikeye atmış olucaktım..anyway..tüm hatalarım için özür dilerim tanrım,bir daha tekrar etmemek için söz veriyorum elimden geleni yapıcam!

hoşcakalın..




Yorumlar

  1. Çok uzun gözüküyor diye okumakla okumamak arası bir düşünce aralığında, Dr.eamer'ımı fazlaca ihmal ettiğimi ve hayatında neler olup bitiyor, uzun ya da kısa bir şekilde ek olmam gerektiğini hissettim...

    Okumaya başladığım yazının gözümden akan yaşlara dönüşeceğini asla hayal edemezdim. Sadece bilgi edinmek için okurken ben, birden tüm kelimeler dans etmeye başladılar sanki yüreğimde...

    O ailenin yanında olabilmeyi ne çok isterdim. Huzurlarından yararlanmak için. Aslında şunu fark ettim, dediğin gibi gitmelerimizin nedeni hep huzuru arayışımız! Bulduğumuzda kalıcı olacağız, buna inanıyorum.

    Hem o iki güzel insana, hem de sana çok çok selam olsun!

    Ve bence onlar hakkında yazdığın her bir kelimeyi duymayı çokça hak ediyorlar, mektuplaştır derim, hatıra kalsın onlara bu güzel kelimeler..

    Sevgiyle Dr.eamer'ım.
    Unutma, özümüzde çok aynıyız ve hiç yalnız değilsin.

    Luna.

    YanıtlaSil
  2. Lunam!

    ben de tam şimdi senin mektuplu yazını okumaktaydım..

    ah ağlama kuzum!yazarken aklımdan geçirmiştim zaten şuan en iyi Luna anlar beni diye:)

    ben de sana bi mektup yazıcam söz veriyorum!şimdiden upuzun olucağından eminim..zarfın içine birde o hep yapmayı düşündüğüm çizimi sığdırmaya çalışıcam;)

    umarım hepimiz kavuşuruz o huzurun en sade ve kalıcı olanına

    çokça sevgi ile

    dr.eamerın

    YanıtlaSil
  3. Biliyordun demek! :)

    O huzurlu aileyle beni tanıştırdığını bile hayal ettim biliyo musun, şu kısacık duygusal çıkmazımda. Biz bile tanışamadık ama, hayalimde biz çoktan tanışmıştık ve sen beni o aileyle tanıştırıyordun. Ben de onlara 'Sizi tanıyorum aslında, bir Londra gecesinde karşılaşmıştık daha önce.' diyordum. Onlar ilk başta anlayamıyorlardı, ben sonra açıklıyordum şunları söyleyerek 'Ah, sevgili Dr.eamer'ın kelimelerindeydiniz o gece efendim.' diyerek...

    Çok tatlı bir hayaldi.

    Sevgiler,
    Luna'n.

    YanıtlaSil
  4. Yazını okurken çok sevdiğim bir kısa film geldi aklıma..

    http://www.youtube.com/watch?v=5mVEapKnS1c

    Ve güvenle kal.. Gerçekten güvenle.. Zor bulunan ama bulununca huzurun da, aranan her şeyin de onda olduğu fark edilen güvenle..

    YanıtlaSil
  5. Hello, Dr.eamer.

     Lovely and sweet your works !!
     with awe inspiring...

    Thank you World-wide LOVE and, encouragement.

    The traditional celebration, with kimono infants.

    Japanese colored leaves, in heartwarming space.

    The prayer for all peace.

    Have a good weekend.
    Greetings.
    From Japan, ruma ❀

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar