obsession?

ilk kez kendimden korktum ..

aslında bu saplantı değil,hobi de değil bazen yapmak zorunda kalıyorum,yani bi nevi sağlığım için..son cümle çok uyduruktan ben bile inanmadım.

bahsettiğim şey,hani mideniz böyle biraz fazla dolu olduğunda ona yardımcı olmak adına ,manuel olarak uygulanan işlem..stresli bi insan olduğumdan dolayı midem genellikle rahatsızdır zaten,Lansor sıra arkadaşım gibidir;bugün de bi arkadaşımla güne gittiğimden mütevellit yemekleri çok fazla kaçırmış bulunmaktaydım.

tamam tamam itiraf ediyorum (burası benim dürüst saham) kilo konusunda biraz takıntılıyım ama ne yardan ne serden misali pek de çaba gösterdiğim söylenemez;aslında kilolu da değilim yani "fazlasıyla" normal bi kiloya sahibim ve yemeyi tahmin edemiyeceğiniz kadar çok seviyorum;kremalı şerbetli şeyler kesinlikle vazgeçemediklerim..ama çok yediğimde mutsuz oluyorum,bu yeni farkettiğim bi şey değil.Büyük bi iştahla yemeye başlıyorum ve tam doyduğum an kırmızı bi ışık yanıp sönmeye başlıyor beynimde,sanki o an binlerce kiloyu sırtlanmış gidiyo gibi hissediyorum ve yediklerim de onlardan aldığım haz da boğazmıa diziliyor tabii..işte böyle tıka basa zamanlarda -çok seyrek olsa da- o manuel işlemi uyguluyorum kendime ve ne yalan vicdanen çok rahatlıyorum.Hiç şaşmaz üç denemeden sonra aynen ters-peristaltizm,dikkat ettiyseniz ifademde teşbih-i beliğ yaparak sizlerin kafanızda canlandırdığınız anorexik imajı sildim :)

bu işlemi bi kez yaptıktan sonra genellikle mide rahatlıyo,yani tam o yemek borusuyla birleşme yerine kadar gelmiş olan gaz birikimi veya tıkabasalık geçtiğinden siz rahat bi şekilde nefes alabiliyosunuz;ama bu akşam bi kez yetmedi bana nedense ve tam dört kez tekrarladım bunu gündüz yediklerim çoktan moleküllerine kadar ayrışmış olduğundan bi katkısı olmıcaktı tabiki bu hareketimin ama feci şekilde haz aldım ve o an aynaya baktığımda gözlerimdeki mutluluk parıltısını görüp kendimden korktum! aklıma direk elif şafak'ın Mahrem romanındaki kız geldi,hani her gün pastanelere gidip 3-5 pastayı yiyip sonra hemen lavaboda onları çıkarıp huzur bulan tombul kız..biliyorum ben kesinlikle onun gibi değilim,bunu sadece çok çok aşırıya kaçmışsam mecburen yapıyorum ama o ihtimali düşünmek bile tüylerimi diken diken etmeye yetti..

aslında cennetteki gibi olsun isterdim,önünde milyonlarca çeşit ve ne kadar yersen ye ne doyma hissi var ne açlık..ne kilo var ne zayıflık..




bi de tıpkı Mine Vaganti'deki bu yaşlı kadın gibi bi ölüm isterdim;izleyenler bilir kadın çok ağır şeker hastasıdır ve artık zorunluluklara,anılara ve karmakarışık olan ailesine katlanmaktan vazgeçtiği o akşam yıllardır tatmak istediği o ufacık,kremalı pastalardan bi düzine getittirir,makyajını yapar,pastalarını teker teker tadını çıkara çıkara mideye yuvarlar,yatağına oturur ve huzur içinde ebediyete kavuşur..

Yorumlar

  1. Mine Vaganti'yi izlicem.
    Doktor, obsession nedir?

    YanıtlaSil
  2. *at yarışındaki eşek

    obsession means 'takıntı' :)

    Filmde bahsettigim kadın ufak bi roldeydi yani ana olaylar çok daha farklı;ama ben hep arka plandaki karakterleri sevmişimdir:)bi ferzan özpetek filmi zaten,hç bi şey olmasa müzikler ve italya için izlenmeli;)

    YanıtlaSil
  3. Korktum ben de,

    Yapma öyle şeyler ya, zararlı değil mi? Sensin doktor olan daha iyi bilmen lazım. Aa, ablalık mı yaptıracaksın bana buralardan, alırım elime maşayı bak! Aaa! :))


    Elif Şafak'ın Araf'ı nasıl da güzel bir kitaptı değil mi? ^^

    Bir de filmdeki kadın gibi, bazen bütün cupcake'leri yiyesim geliyor!

    :))

    Sevgiler,
    Luna.

    YanıtlaSil
  4. orda diilim diye neler yapıyosun öyle hem de ilk kez de deilmiş yarebbim başımıza bunlar da mı gelicekti gelince farabi de kötekle dövücem seni

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar