sabaha karşı,anne sevgisi odamın kokusuna karışırken..


ahh nasıl güzel nasıl güzel senin serin sularında kaybolurken içimin sıcacık oluvermesi sevgili yatağım..sadece iki buçuk saatliğine kavuşmuş olsak bile değerin hiç bir şeyle kıyaslanamaz!

tamam konuyu en başından alsak daha anlamlı olucak gibi

şöyle ki bu sinirli, depresif dr.eamer  evine kavuşucağı heyecanıyla kalbi pır pır atarken sırtlandı çantasını taktı ipod'u kulağa gitti garajlara..

bekledi..bekledi..bekledi..otobüs bir türlü gelmedi..on beş dakika süren bu sonsuzumsu bekleyiş anlarında da bir adet iskandinav veletini gözüe kestirdi! hani kestirmemek de elde değil yani  1.90 boy, sarının o en doğal hali, buğulu mavi gözler.."picture it followers!" ama yanında da hatunu vardı elbette ki ve onu göğsüne yaslayıp kitap okudular öylece..saatlerce izledim..(tamam tamam saatler sürmedi elbette, zaten o kadar süre katlanamazdım bu acıya:D) sonra onlar sağ ben selamet..silmeye çalıştım bu kötü anıyı bir an önce hafızamdan ve hepinizin de bildiği gibi "koku" güçlü bir hafıza tazeleyicisidir: bindiğim otobüs bilim adamları tarafından henüz tanımlanamayan harika kokular içeriyodu(!)

neyse işte böyle böyle kah havasızlıktan ölerek, kah yanıma oturan tombik teyzenin omzuma düşen "minik" kafasını iterek, kah önümdeki ekrandan saçma sapan romantik komedi filmlerini izleyerek sıfır uykuyla beş saatlik bir yolculuğu daha kazasız belasız tamamladım! sonra en sevdiğim parta geçtik "servis bekleme" sabah saat 5:00 hava ayaz mı ayaz ellerim ceplerimde değil çünkü incecik gömleğimin bi cebi yok! neyse öyle böyle bindik bi alamete gidiyoruz kıyamete adam beni evin beş yüz metre aşağısında bırakmasın mı?! bin rica, dil dök..yok nuh diyo peygamber demiyo..neyse yüküm de yoktu allahtan indim tabana kuvvet çıkıyorum yokuşu, zaten eelüf'le hep hayalini kurmuşuzdur "o saatde sokakta olmak nasıl olurdu??" diye..o möhim saat tam imsak ile güneş arasındaki doğanın mutlak sessizliğe büründüğü ve muazzam bir huzurun yer yüzüne acil iniş yaptığı anlardır! ben de bilirsiniz ne kadar severim pollyannacılığı salak bi gülümsemeyle kulağımda ipod, titreye titreye çıkıyorum..sonra baya bi çıkmışım öyle baktım güneş de doğmak üzere uzaktan bana gülümseyen evime göz kırparak karşılık vermek için başımı kaldırdım, baktım uzakta bi silüet bana el sallıyo! kafa zaten olmuş bi milyon hayal diye düşündüm sonra telefonun da çaldığını farkettim: arayan kim? tabi ki de annem!

annem benim! o ayazda, sabahın köründe horul horul uyuyan babamı kaldırma, ayağına geçir bi terlik, üzerine at ince bi hırka düş yollara kim için? benim gibi bi aciz, değersiz mahlukat için!! hemen koştum kavuştuk =)

sonra ben titriyorum tabi baya bi soğuk yemişim, hemen beni götürdü odama, yatırdı yatağıma, perdeleri sıkı sıkı kapattı, üzerimdeki yorganı ince görüp üzerine bir kat da pike attı; yanağıma kocaman bi öpücük kondurup kapıyı kapadı ve çıktı..ben de kocaman pofuduk ayıcığıma sarılıp mışıl mışıl, huzur dolu bir uykuya yelken açtım.. yani 21 yıllık bir insan şu hayatta başka ne isteyebilir ki?! bir anne yavrusunu nasıl hep bekler ki? koca dana olsa bile nasıl bu kadar sever ki? nasıl bu kadar halinden anlar ki?!
[tabi sonra gün boyu rutin kavgalarımızı da yaptık ama seviyo beni seviyo, biliyom ben=)]

neyse tamam siliin gözlerinizi..

iki buçuk saatlik-huzuru yedi uyurlardan öte- bir uykunun ardından yüzümde yastık izi, ayaküstü atıştırıp araba sürmeye gittim..kaç tur döndük bilmiyorum, benim baya nevrim döndü bi ara.. her neyse hava değişikliği, biyolojik saat farkı derken kazasız belasız atlattım çok şükür yarın da direksiyon sınavı var bakalım "yallah şöfer" diyebilicek miyim..

sonra hastaneye gittim: yorgunluktan ayakta duramayan,  bulduğu ilk duvar kenarına, boş omuza kafasını yaslayan ben bu halime rağmen bir de nörolojik muayeneden tam not aldım =D


sonra geldi işin en zor kısmı..şehire kızlarla buluşmaya gidebilmek, elimdeki 48 saati onları görmeden heba etmemek için son kalorilerimi de itina ile değerlendirmek ve başardım!
doğup büyüdüğünüz şehire döndüğünüzde hiç bir şey eskisi gibi olmayabilir: köşedeki bakkal kapanmış, tek katlı müstakil evin yerine on üç katlı bi rezidans yapılmış veya yeni apartman sakinleri taşınmış olabilir..ama bir şey asla değişmez "sizi anlayan insanlar" sizinle aynı duygusal zekaya, aynı kültüre, aynı koordinata sahip insanlar! 

onlarlayken asla bi iletişim cihazına ya da konum ayarlayıcıya ihtiyacınız olmaz..ni tekim bizim günümüz de öyle oldu: nescafe 3ü1arada'nın özel yapım kahve gibi sunulduğu; ilk kez tecrübe ettiğimiz bi mekana rağmen kızlarla saatlerce "hiç bir şey" hakkında doyumsuz sohbetler yaptık..

sonra eve dönüş, güzel bir banyo, çekirdek aileyle akşam yemeği vee..komşuda çaya davet!
biraz muhabbet, biraz dedikodu, biraz da günlük meselelerin tahlilinden sonra vaktin epeyce geçmiş olduğunu farkederek eve döndük.


odama bir alıcı gözüyle bakınca, kişisel eşyalarım olmayınca biçilmiş ekin tarlasından farkı olmadığını farkettim..raflar bomboş, gardırop tek tük eskilerle dolu..yine de öyle seviyorum ki odamı, kokusunu! öylece durup izleyebilirim yatağımın üzerinden onu..patates soyacağı bir yazısında "tanrıyı yatarken baktığım tavan sayan ben" demişti, ben de üzerime aldığımda bütün olumsuzluklardan beni uzaklaştıran, bir anda tüm soğuğu ısıtan yatağımı üzerime kapanmış bir meleğin kanatları ilan ediyorum! şuan yarısından çoğu boş olsa da, benim için yine de anlamı dolu dolu odam..seni çok ama çok seviyorum..


evet iki haftadır terkedilmiş odamdaki son gelişmeleri de aktardıktan sonra bir şeftali molası, bi kaç sevdiğim blogger'ın son yazılarına göz attım ve içimdeki yazma dürtüsünü durduramayıp yine karşınıza geldim..artık göz altlarımın kömüre çaldığı şu saatlerde, çenemin çok düştüğünün de farkındayım ama ne yapim sevgili okur burası benim biricik duvarım:)

sürç-i lisan ettiysek affola..ilham perileriniz bol ola!
öyle güzel anlatır ki şimdi bu parça beni..


ve uykuya yelken açmadan önce mutlaka sevgili Luna'da dinlediğim bu mükemmel parçaya da bir şans verin!

sweet dreams..




Yorumlar

  1. Annene çok selamlar. Nasıl selamımı söyleyebilirsin onu da bilemedim ama 'anne Luna'nın selamı var'desen -Kadınçağız çok şaşırırdı, beni yabancı uyruklu bi insan sanabilirdi. Vazgeçtim, sevgilerimi gönderiyorum ama anneciğinin yerine de sen al.

    bavulları taşırken ki o halin ve annenin seni bekliyor olması, fazla duygusallığa yol açtı burada bil emi. Gidiyorum ben çok yakında, ya annemi çok özlersem? :(

    Grey Room'da en sevdiğim, River Flows in You da. Yaşasın!

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. bir de şöyle bir şey var http://octoberswimmer.blogspot.com/2010/11/gri-odam.html

    YanıtlaSil
  3. *october swimmer takibe almıştım zaten seni de..bu kadar tesadüf de olmaz yani! gerçi düşününce hayatlarımızdaki tüm modlar için ayrı bir damien şarkısı bulabiliriz :))

    gri odalar özlenir..gri odalar sevilir..griye mahkumuz bence!

    YanıtlaSil
  4. *Luna.. Lunam!

    selamını tam kaçıyordu ki yakaladım hemen, anneciğime de bi şekilde ulaştırırım ben onu öpücükle filan merak etme =)

    ayrıca anneni özliceksin tabii ki; ama bu büyümek zorunda olduğumuz gerçeğini değiştirmiyo maalesef..en azından biz dünyanın neresinde olursak olalım, hatta uzayın derinliklerinde kaybolalım "onlar" herzaman bizim için evde bekliyor olucaklar!

    hadi bu damien parçası da benden sana gelsin oralarda olur da yalnızlık çekersen..

    http://www.youtube.com/watch?v=MmFJBTVrdJI

    sağlıcakla kal..

    YanıtlaSil
  5. işlevsel bir gün :) harika ...

    YanıtlaSil
  6. nasılsın dr.eamer'ım?

    hala evinde misin?

    yoksa döndün mü?

    yeni bir post bekiyoruz ailecek.

    işte, ben cemre fln. :) Cemre'ye sormadım ama o da yazsan okur yani. Bence. :)

    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  7. *Luna

    :))

    zaten bi sen, bi cemre, bi de arada rast gelirse bert ygmr okuyo işte:P

    evde değilim maalesef, bir buçuk gün ancak kalabildim ve şimdi yurdun karanlık köşelerine döndüm..

    ama bi güzel haber, şöfer oldum hehhheytt=)

    dört bir taraftan gelen dualardan olsa gerek, çok rahat geçti..

    neyse efendim çok çenem düşmeden ben veda edeyim; inşallah yeni kayıt yapmamı gerektirebilicek "monoton"un azıcık ötesinde renkli"nin bi gıdım berisinde bir şeyler olur..

    hepiniz sağlıcakla kalın..

    YanıtlaSil
  8. nereye kaçıyorsun ki hemen? :) uykun mu geldi, uyuyan prenses. (:

    biz çok mutluyuz seni okumaktan. (: biliyorsun gerisini de zaten. :)

    oh, sınavı geçmene çok sevindim. ^^ tebrikler sana!

    monoton hayatına kocaman renkler gelsin dilerim ki. ^^

    Luna.

    YanıtlaSil
  9. ama ama 6 saati kötü bi koltukta geçirmek nası zordu biliyo musun?? hem sabah ders var=/

    hiç gidesim yok ama..artık demir almak zamanı geldi..neyse ki vicdanım çok rahat, seni korudum bu gece:))

    sanırım derin bey'ler de bizi samimi bulmuş biraz keh keh:))

    hadi sweet dreams Luna

    bakalım yarın bize neler göstericek?!

    YanıtlaSil
  10. seni sevdim bile Dr.eamer!

    herkes sever ki seni. ^^

    sweet-est dreams!

    YanıtlaSil
  11. o koku,ıykkkkk!
    bir de utanmadan 'poşet istermisin?' diye sorup atın ağzına arpa dayar gibi vermezler mi çöp poşetini...
    hiç iyi değilim :/

    şu parça ile okudum da tek nefes sürdü yemin ediyorum,bence senin bu şarkın olsun doktorum :)

    http://www.youtube.com/watch?v=bAPprG-oWd8&feature=related

    YanıtlaSil
  12. CemRecim sizin evin durumu baya kötü sanırım, yoksa benim odam güzel kokuyodu yani:))

    Parça için de teşekkür ederim, daha önce dinlememiştim, yurda dönünce bakıcam artık;)

    Sevgiler..

    YanıtlaSil
  13. o koku = otobüs kokusu.

    rica ayrıca :)

    YanıtlaSil
  14. hıı onu diyosun hiç hatırlatma:))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Popüler Yayınlar